01 03 2012

8 MART VE NEVRUZ’DA NİTELİKLİ EYLEM, İŞE YARAYAN DAYANIŞMA

İlk düşünce kırıntısı Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Osmaniye İl Meclisi Toplantısı’na katılımın az olması ile geldi; toplantıya katılan birkaç arkadaştan oluşan il meclisi ve yürütme heyeti olarak 8 Mart ve yaklaşan Nevruz günü kutlamalarında HDK Osmaniye olarak ne yapacağımızın gündeme gelmesiyle gelişti.

Gerek 8 Mart Kutlamasını, gerekse Nevruz’u neden kutluyoruz?

8 Mart’ın kutlanma nedeni, tarihsel bir nedenden ötürü ezilen kadın işçilerin haklarından yola çıkarak kadınların ezilmesini gündeme getirip sorunun tartışılmasını sağlamaya çalışmak ve ezilen kadınlarla dayanışmak.

Nevruz ise özellikle doğu toplumlarının tek tanrılı (İbrahimî-semavi) dinler öncesindeki paganlık (müşriklik-putperestlik ya da çok tanrıcılık) inançlarından ve tapınmalarından (örn: Zerdüştlük) kaynaklanan bir bahar bayramı geleneği. Her gelenek bir yaşam biçimi uygulaması olup Nevruz, kabul etmek gerekir ki bugün toplumbilimsel olarak köklerindeki bilinçten ve nedenselliğinden uzaklaşıp başka nedenlerin aleti olmuştur. Bu nedenle Nevruz konusunda konuda nitelik veya işe yarayan dayanışma aramıyorum, bu nedenle de öneride bulunmuyorum. Arayan ve öneren aramakta ve önermekte özgürdür.

Gelelim, 8 Mart’a. Bugün için dünyada ve ülkemizde kadınların özgürlük ve hak sorunları vardır. Bu cümle “Erkekler hakların almışlardır, kadınlar alamamışlardır.” anlamına gelmez.  “Kadınlar, erkekler kadar alamamışlardır” anlamına gelir. Çünkü, kadınıyla erkeğiyle ezilen tüm insanlar, zalimler oldukça bu haklarını alamayacaklardır. Asıl savaş ve mücadele zalimlerin yok olması için yapılmalıdır.

Zalimlerin silahlı kuvvetlerinin ve korumalarının olması sebebiyle ezilenlerin en çok yaptıkları ve bana göre en çok yuttukları zoka; mücadeleyi bir başka zalimin ordularına asker veya koruma olmaktır. Bu eskimiş bir gelenektir.

Günümüzde mücadele sandıkta yapılır. Sandığa giden engellerin kaldırılmasını ve seçme ve seçilmeyi düzenleyen yasalardaki (örn. seçim barajları vb) engelleri kaldırma sözü veren partilere oy vermek en işe yarayan eylemdir.

O halde aydınların ve siyasi önderlerin ilk yapacağı bu partilerin hangileri olduğunu çoktan seçmeli olarak işaret etmektir. Ben, sadece Türkiye Büyük Milet Meclisi içinde böyle bir parti olmadığını söyleyebilirim. Zira, meclis dışı partilerin tüzük ve programlarına vakıf değilim.

8 Martın da yukarıda anlatılanların ışığında ‘tüm emekçilerin eşleri ile dayanışmaları bütüncü nedensel mantığı’ ile hak mücadelesi ve ezilenlerin dayanışması için yapılmasını; sarı, yeşil ve ırkçı sendikaların öncülüğünü yaptığı ve emeğin asıl sahibi ve savunucusu olmaları gereken sosyalist (!) sendikaların da peşine takıldığı gibi sembolik, ucuz çiçek dağıtma vb gibi eylemler yerine yararlı eylemler yapılmasını öğütlüyorum. Örneğin örgütlerin o karanfil veya broşür vb dağıtması yerine onların her kaç kuruş ise parasını emekçilerin eline vermelerini öneriyorum. Emekçi çiçeği ne yapsın, belki gider çocuğuna sakız alır, üstüne biraz da kendisi koyar belki bir ekmek alsın. Teknik (yasal) olarak para dağıtmak imkansız mı, o halde 8 Martta nitelikli ve işe yarayan eylem yapmak isteyen şunu yapsın:

Her kim ki 8 martta eylem yapmak ister, kendine işletmesinde (kadın) işçi çalıştıran bir veya bir kaç (başlangıçta büyük) işletme adı ve adresi alsın ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na  içinde şu cümlelerin bulunduğu bir dilekçe yazsın: “….. adresindeki…. adındaki işletmede çalışan (kadın) işçilerin sigortalı olup olmadıklarının tarafıma bildirilmesini arz ederim. Ad, Soyad, İmza.”

Bunu Türkiye’de yapacak birey yoktur, zira tek tek korkarız. Ama sendikalar, meslek odaları bunu yapabilir.

Bu eyleme çıkarken lütfen şunu da düşünün: Sigortasız işçiyi şikâyet üzerine sigortalayan zalim, ertesi ay o işçiyi işten çıkarır mı çıkarmamız mı? Ama bu eylem tutarsa ve sürdürürsek zalim işveren kimi çıkarsa soksa hepsi de sigortalanmaya devam edecektir.

Bu tip eylemlere doğrudan eylem veya aşkın eylem diyoruz. Ya da devletin mekanizmalarını kullanarak, yani yasal eylem yaparak benimsediğimiz mekanizmayı işletmek veya benimsemediğimiz mekanizmayı tıkamak. Benimsemediğimiz mekanizmayı ise ‘devletin yap dediği ama bizim benimsemediğimiz emir veya işleri olabildiğince (yasal olmak ya da bize diğer şahıs veya topluma ağır zarar vermemek kaydıyla) yapmamakla’ tıkarız: Çoğu zaman yayaların yaptığı gibi kırmızı ışıkta kontrollu geçmek, ya da örneğin Gerze’le termik santral yapan Anadolu Endüstri Holding’in yap dediğini yapmamakla. Yani Anadolu Efes Biracılık, Efes Pazarlama, Tarbes, Coca-Cola İçecek (CCİ), Coca-Cola Satış ve Dağıtım, Hamburger Restoran İşletmeleri (McDonald’s), ABank, Alternatif Finansal Kiralama, Alternatif Yatırım, Anadolu Alpha Gayrimenkul, Anadolu Elektronik (Samsung), Anadolu Termik Santralleri, Anadolu Taşıt Ticaret, Anadolu Vakfı ve Anadolu Sağlık Merkezi (ASM) şirketlerinin müşterisi olmamakla. Sinoplulara ABank ile ilgili bir eylem önerim var, onu yakında anlatacağım.

 

84
0
0
Yorum Yaz