twitter

Çernobil Bulutunun Üzerinden Geçtiği İllerimiz, Bölgelerimiz

Çernobil Bulutunun Geçtiği İllerimiz, Bölgelerimiz

Umur Gürsoy

http://www.progettohumus.it/RicercaGen/SimIncidente/VideoSim/Documents/DepCesio.gif

adresindeki canlandırmalara göre Çernobil kaynaklı en yoğun Sezyum-137 yüklü radyasyonlu birinci ve ikinci bulutun Türkiye'de üzerinden geçtiği bölgelerimiz ve illerimiz yaptığım incelemede kaba hatlarıyla aşağıdaki gibidir.

Bilindiği gibi Sezyum-137 organ seçmez, çoklukla genel kanserlerden ve üreme organlarındaki genetik hasardan sorumludur. Yani etkinin gelecek kuşaklarda (Çernobil felaketini yaşayan nesilin çocuk ve torunlarında) beklenecek sonuçlarından.
Belirtilen bölgeler metrekarede 10000-15000 ve üzeri Bq (en yüksek) dozda yüklü bulutun geçtiği bölgelerdir. Daha düşük dozlardaki bulutların geçtiği bölgeler alınmamıştır.)
*Birinci bulut:
>Türkiye'ye 3 Mayıs 1986 tarihinde girdiği anlaşılıyor. Saatler GMT'a göredir.
>3 Mayıs 1986 saat: 00 ölçümlerine göre en yoğun bulut alan bölgelerimiz: Sinop Zonguldak arası Karadeniz sahili.
>3 Mayıs 1986 saat: 01 ölçümlerine göre: Trakya
>3 Mayıs 1986 saat: 12 ölçümlerine göre (En yoğun ve en geniş bölgeyi içine alan buluttur: İstanbul, İzmit Körfezi, Bursa, Ayvalık körfezi, Balıkesir, Kütahya, Ankara, Yozgat, Çorum, Amasya, Sivas, Tokat, Ordu, Giresun, Trabzon.
>4 Mayıs 1986 saat: 00 ölçümlerine göre: Fethiye'den İskenderun Körfezi'ne kadar bütün güney sahilimiz ve Antep, Urfa, Diyarbakır, Hakkari, Van ve Kars'ı içine alan doğu ve güney doğu Anadolu'da genişleyen oldukça geniş bir şerit)
>4 Mayıs 1986 saat: 12 ölçümlerine göre: Sinop, Ordu, Giresun.
>5 Mayıs 1986 saat: 00 ölçümlerine göre: Amasya, Tokat, Sivas, Giresun, Ordu, Trabzon, Gümüşhane ve Mersin illerimizin üzeri.
*İkinci bulut:
>Türkiye'ye 5 Mayıs 1986 saat 12'de girdiği gözlenmektedir.
>5 Mayıs 1986 saat: 12 ölçümlerine göre: Düzce, Bolu, Trabzon ve Kars illerimizin üzeri.
>6 Mayıs 1986 saat: 00 ölçümlerine göre: Trakya'da Edirne, Ayvalık körfezi, Bursa ve Bilecik üzeri.
>6 Mayıs 1986 saat: 12 ölçümlerine göre: Uşak üzerinde ince bir alan.
>7 Mayıs 1986 saat: 00 ölçümlerine göre: Muğla, Denizli ve Afyon üzerinde ince bir alan.

O zaman Türkiye'nin geniş bir nükleer haber alma ağı ve aygıtları yoktu. Askeri olanakların ne düzeyde olduğu bilinmemekle birlikte TAEK'in ve hükümetin bilgilendirildiği bilinmektedir. Buna rağmen zamanın hükümetince Edirne'yi vuran ikinci bulut dışında toplumsal önlem ve açıklama yapılmamıştır. Yukarıdaki yer ve zamanlarda havanın yağış durumuna göre tehlike toprağa yağmıştır. Aksi takdirde solunum ve deri yoluyla temas daha çok olur. Besin yoluyla etkilenme ve doz artışları nispeten azdır. Hacettepe'nin vb hükümet istedikten bir gün sonra hazırlayıp verdiği kanser artışı yoktur raporları vb. gösterdiği gibi bilim insanları (hekimleri çoklukla kast ediyorum) dahil olmak üzere acaba nükleer cahilliğimiz ve vurdumduymazlığımız bugün geçti mi? Geçse nükleer santralların iyi teknolojiler olduğunu hâlâ savunanlar olur muydu? İyi görecelidir: Nerede, nasıl ve kimin için iyi?

Görüldüğü gibi Allah, ülkemizi Çernobil Kazasından korumamıştır. Ve "Türkiye'ye Nükleer santralın yapılmasını Allah'tan başka kimse engelleyemez" diyen başka bir dönemin enerji bakanı Yüce Divan yolundadır. Günümüz hükümetinin enerji bakanı ise bohçayı tekrar açmıştır. İnsanın "Allah, Allah?" diyesi geliyor. Bence bu işlere Allah'ı fazla karıştırmamak gerekir. Sonra çarpar. Önce demiryollarının alt yapısı gibi bu ülkenin nükleer alt yapısını da yönetilebilir, izlenebilir hale getirmek için bu ülkenin bilimini ve hukukunu demokratik ve ahlâklı; ahlâkını ve demokrasisini de adaletli ve bilimsel yapmak gerekir.

Umur Gürsoy