23 06 2012

ÇEVRE KORUMA HAREKETLERİNDE BİLİMSEL İŞLER

TÜRKİYE ÇEVRE KORUMA HAREKETLERİNDE KULLANILACAK BİLİMSEL İŞLER VE EYLEMLER KILAVUZU

 

“Bu durum, doğduğu ortamdan koparılmış bilginin nasıl yıkıcı eğilimler ve beklenmeyen sonuçlar taşıyabildiğine iyi bir örnektir. Her ülkenin enerji ve doğal kaynak, ekonomik, sosyo-kültürel, hukuksal, bilimsel, eğitilmiş insangücü ve ahlâki vb. altyapısı farklıdır.”

Nükleer Santral Karşıtı Bilim İnsanlı Bildirisi’nden

Yıllardır mücadelesi verilen Akkuyu ve Sinop Nükleer Santralleri başta olmak üzere, Kaz Dağları’nın 61 maden arama ruhsatları ile hançerleniyor; 16 tanesi İskenderun Körfezi’nin İskenderun-Dörtyol-Erzin-Yumurtalık sahiline olmak üzere ülkenin her yerine 40’ı aşkın kömürlü termik santralleri ve çok sayıda çimento fabrikası yapılmak isteniyor. Buna karşın ülkenin her köşesinde ‘Derelerin Kardeşliği’nin bozulması gibi gelişmelerle birlikte başta çevre koruma hareketleri olmak üzere ülkemizin ne bilimsel, ne resmi, ne askeri, ne sivil, ne yönetimsel, ne de toplumsal yapıları böyle bir büyük ve topyekün küresel saldırıyı göğüsleyemeye hazır. Örneğin Amerikan Halk Sağlığı Birliği (APHA) üye sayısı verilerine göre ABD’de 12 bin 360 kişiye bir halk sağlıkçısı düşerken, bizde bu sayı ABD’nin altı katı düşüktür ve Türkiye’de hâlâ 72 bin kişiye bir halk sağlıkçısı düşer.

Ülkemizin (dolayısıyla hak ve özgürler ve demokratik ilişkiler anlamında yasasal durumumuzun) ABD ve özellikle Avrupa ülkelerinden en önemli farkı, başta ekonomi ve çevre –sağlık vb politikaları olmak üzere ülkenin politikalarının toplumun taleplerine göre ve bilimin ışığında yapılmamasıdır (kimlerin taleplerine gore yapıldığını hepimiz biliyoruz). Yine de inandırıcı olmak ve Türkiye’yi vatan yapmış Türkiye ve ezilen dünya halklarının çıkarlarını korumak için  çevre koruma eylemlerimizi bir yandan da evrensel bilimsel ilkelerine dayandırmalıyız.

Doğal olarak sivil toplumun çevre koruma yapıları içerisinde meslek ve çevre eylemciliği anlamında çeşitli deneyim ve bilgi sahipleri var. Ama bunlar sadece deneyimli ve bilgili fakat bu kadar büyük bir saldırıyı göğüsleyecek kadar hazırlıklı değiller. Bu nedenle öncelikle bir İngiliz ve Amerikan (demokratik ülkeler yurttaşları) toplumları için yazılmış olsa da  kopyalayıp verilen kaynakçada hızlı bir çevirisini yaptığım "Kampanya Nasıl Yapılır?" başlıklı yazıyı ne kadar bilgili ve deneyimli iseniz dahi olsanız okumanızı ve üzerinde düşünmenizi rica edeceğim (1). Bu yazıyı Türkiye koşullarına en iyi biçimde uyarlamamız ve eksik yönlerini benim şimdi yapmaya çalıştığım gibi tamamlamamız gerekiyor. Çünkü kaynaktaki yazı bilimsel işlerin rehberi değil. Bizde bilimsel işlerle ilgili çalışmalar meslek odaları ve biraz da sendikalar yolu ile yapılmakla birlikte multidisipliner bir bilim insanları veya meslek örgütü yok. Bu nedenle de çevre konuları gibi multidisipliner çalışmalar ve bilimsel raporlar gerektiren mücadele alanlarında toplumu bilgilendirmek eksiklerle dolu ya da birbirinden habersiz oluyor. Batıda örneklerini (The Ecologist, The New Scientist, Scientific American) gibi gördüğümüz, bunların kamuoyuna ulaşmasını sağlayacak özerk bir kurumca yaynlananı veya partizanca ya da kadro dergisi niteliğinde olmayan yerli popular bilim dergileri de maalesef yok.

Bu noktada bir 12 Eylül yasaklı döneminin YÖK yasası ile yönetilen üniversitelerimizde olmayan bilimsel özerkliği kendine hâlâ ilke edinmiş dürüst bilim insanlarını bulup (her üniversite mezununun güvendiği ve iyi tanıdığı bir kaç hocası vardır); özel mektuplarla ilişkilerimizi sürdürdüğümüz bunlara, sonra gerektiğinde kendilerinden bir kurum adına yazılmış talep yazısı ile özellikle mahkemelere intikal eden ÇED iptal vb davalarımızın ekine konacak multidisipliner bilimsel raporlar talep etmeliyiz.

Çünkü, bilim insanı bizden farklı düşünür ve yöntemleri ve sorunlara yaklaşımı genel toplumunkinden farklı olarak gündelik değil, ciddi ve daha somuttur. Özellikle ülkemizde eğitim ve araştırma işi çok fazla olduğundan bilim insanlarımızdan kesin ve uzun zaman öncesinden talep edilmiş (duruma gore bir iki ay öncesinden) zamanlı ve yazılı taleplerde bulunmak gerekir. Nitelikli bir rapor istendiğini ve bilim insanına karşı tarafın (talep eden özel veya tüzel kişiliğin) ciddiyetini gösteren talep biçimi genel davetten ziyade şahsi davet ve taleptir. Bilim insanının kendisinden ne istendiği (hangi konuda, hangi amaç ve hedef grubu için istendiği) açık olarak belirtilmiş (olabildiğince özel bir konu için) de tam olarak belirtilmelidir.

Bilim insanları kendi bilimsel araştırmalarının, makalelerinin ve bilirkişiliklerinin dışında iki biçimde çevre koruma eylemleri içinde yer alabilirler:

1. Bilim insanları bildirisi hazırlamak:

Ülkemizde bugüne kadar sadece sosyal konularda ve tarihi ülke meseleleri (Demokrasi, Ermeni meselesi vb) ile ilgili bildiriler yayınlanmıştır ve  en ünlüsü Aziz Nesin’in önderliğinde çok sayıda aydının imzaladığı “Aydınlar Dilekçesi” metnidir. Diğerleri kimi üniversitelerin senato kararları şeklinde açıklanan bildirilerdir.

Çok imzalı bir bilimsel bildiri, tek imzalı bir bilimsel rapora gore daha kısa olur ama, geçmişte bir gazetecinin köşe yazısında haksız da olsa biz çevreciler için söylediği gibi “Bir doçentin peşine takılmış gidiyorlar” denmesini ve siyasi darlığı engeller.

Türkiye’de bugüne kadar yapılmış tek bilimsel yaklaşımlı ve çevre sorunu konulu multidisipliner Bilim İnsanları Bildirisi, bilim sekreterliği  (editörlüğü) tarafımdan yapılan elektronik iletişim üzerinden uzun bilimsel ve biçimsel tartışmalardan sonra kotarılan ve 206 imzaya ulaşan “Nükleer Santral Karşıtı Bilim İnsanları Bildirisi”dir (2). Dikkat edilirse ‘Nükleer Enerji Karşıtı Bilim İnsanları’ denmemiştir. Zira nükleer enerjiye karşı olmayıp nükleer santrallara karşı olan bilim insanları vardır. Bu örnekte görüldüğü gibi, amaç olabildiğince çok sayıda bilim insanını aynı metin üzerinde birleştirebilmektir. Bu, hele üniversiter özerkliğin olmadığı ülkemizde ve belki de bilimin kendi ilkeleri ve doğasından gelen bir şekilde dünyanın da en zor işlerinden birisidir.

Bir çevre sorunu 70’i aşkın yakın meslek grubunu ve bu meslekleri yetiştiren bilim dallarını ilgilendirir (3). Bu nedenle bir küresel, ulusal veya bölgesel çevre sorunu hakkında hazırlanacak bir bilim insanları bildirisi günümüzde en kolay internet ortamında kotarılabilir. Bunun için bir kaç kişiden oluşan bilim insanı kökenli (emekli veya üniversite dışı çalışanı en kolay bulunanıdır) yönetici editörlüğü (moderatör) altında (Türkiye üniversitelerinden elde edilecek veya yukarıda belirttiğim tanıdığımız bilim insanlarına öğrencileri tarafından elde edilecek adreslere yapılacak davetle) kurulacak bir elektronik iletişim grubuna, imzaya açılacak bilimsel bildiri hakkında yöntemi ve konuyu belirten çağrı metni ve bildirinin taslağını açıklayan bir elektronik mektubun ulaştırılmasını takiben bir çalışma takvimi tarafından belirlenen tartışma süresinde taslak metin tartışılır ve nihai metin üzerinde bilim insanlarının anlaşması sağlanır. Yine de sonradan vazgeçme ve yalanlama olasılığına karşı, bildirinin nihai metnini okuyup onayladığını ve dolayısıyla imzaladığını elektronik ortamda veya faksla vb yazılı ortamda beyan eden bilim insanları ve bilimsel bildiri bir basın toplantısı ile kamuoyuna açıklanır ve cumhurbaşkanı, babaşbakan ve okuması istenen bütün karar vericilere yazılı olarak da gönderilir.

Bizim “Nükleer Santral Karşıtı Bilim İnsanları Bildirisi”nde eksik olan hedef medya yolu ile kamuoyu idi. Bu nedenle ABD’deki ünlü Scientists Against Nuclear Energy (SANE) ve Nuclear Weapons Freeze Campaign (FREEZE) (4) gibi içlerinde Nobel ödüllü bilim insanlarının bulunduğu kampanyalardaki bildirilerde olduğu gibi Senato üyelerine ve Devlet Başkanlarına yollanmadı.

Bilim insanları bildirilerinde oluşan metin bilimseldir, multi disiplinerdir (çok bilimli) ve kamuoyundaki bütün meslek gruplarını olduğu gibi bilirkişileri atayan ve kararı verecek alt ve üst mahkeme yargıçları da böylece bilgilendirilmiş ve yıllar sonra da gerektiğinde araştırmacı-yazarlar ve karar vericilerce kolayca (eletronik ortam taratmaları ile) ulaşılabilir bir metin yaratılmış olur. Gerektiğinde bu bildiri metni her seferinde mahkemede kanıt olarak dava metninine eklenebilir.

2. Bilimsel rapor hazırlamak:

Yazımın ikinci pragrafında belirttiğim ülkelerden olmadığımız için gerek bilimsel gerek şenlikli halk kampanyalarımız ve eylemlerimizin sonucunda karar vericiler toplum taleplerini göz önüne almaz ve kararlarında ısrar ederlerse son aşama (diğer eylemlerle eş zamanlı olarak) konuyu yargıya götürmektir. Günümüzde emperyalist uluslararası sömürücüler ve devlet kapitalizmleri kendi toplumlarını, ama en çok da demokrasileri göstermelik olan ülkemiz örneğindeki gibi kalkınmakta olan ülkelerin halklarını sömürmek için pek çok yasal düzenlemeyi parlemento aracılığıyla rızamızla geçirir ve uygulamaya koyarlar. Bununla birlikte toplumsal düzenin sömürüye izin verecek biçimde görece barış içinde sürmesi demek olan yüksek toplumsal çıkarlar için kamusal düzenin devamını sağlamak, kuvvetler ayrılığı ilkesi gereği toplumdaki farklı çıkar grupları arasında (kamu yararı) dengeyi korumayı amaçlayan yargı kararları yoluyla gerçekleşebilir.

Bilimsel bilgi gerektiren ve veya toplumun yasalarla kesin olarak düzenlemediği, suçun ve cezanın yasasal olarak kesin biçimde yazılmadığı durumlarda yargı; kararını verebilmek için kişisel davalarda genellikle mesleki, toplumu ilgilendiren geniş çaplı etkilenmeleri olan konularda da bilimsel bilirkişiler atayarak kararlarını bilirkişi raporlarına da dayandırır. Ne var ki yargı sistemimizde bu konular da yeni olup 1412 sayılı CMUK gerekse de 5271 sayılı CMK’nda düzenlenen bilir kişilik müesesesi ile ve genel eğilimler ile atanmaktadır (5). Bu bilirkişiler en fazla 6-10 kişiden oluşmakta ve mahkeme yargıçlarının entelektüel ve bilimsel bilgi dağarcığının kapsama alanı içindeki sadece bir kaç bilim dalından bilim insanını içermektedir. Oysa, yukarıda sözünü ettiğim gibi  çevre sorunlarında söz söyleme hakkı olan 70’den fazla meslek grubu vardır. Bilirkişilik kurumu böylece bu meslek ve bilim alanlarının çoğunun görüşüne dayandırılamamış olmaktadır.

Bu durum ancak hukuki itirazlarla düzeltebilir. Mağdur olan çıkar gruplarının temsilcisi veya çevre korumacı davacılar, meslek ve bilim alanlarından bilirkişi atanmasını istedikleri bilimsel alanları talep ve veya istemedikleri bilirkişileri (neden göstererek) mahkemeden reddini talep etmelidirler. Bu taleplerin tam olarak yerine getirilmediği durumlarda mahkemeyi bilgilendirmek istedikleri meslek ve bilim dalının konusunda uzmanı bir veya birkaç üyesinin yazdığı bilimsel raporları dava dosyası eki olarak sunmalıdırlar.

Bu kadar maden arama ruhsatının, çimento fabrikası ve termik santral başvurusunun vb son birkaç yıl içinde yapılmasının en önemli nedenlerinden birisi ÇED ve Gayri Sıhhi Müessese (GSM) Ruhsatlandırmalarını yatırımcı açısından zorlaştıracak kimi yasa ve kirlilik standartlarının (örn. Hava Kalitesi Kontrol Yönetmeliği) AB standartlarına çekileceği (izin verilan kirlilik düzeylerinin azaltılacağı) son tarihin 2014 yılı başı olmasıdır.

Bu noktada genel iletişim ortamlarından ve imece tipi yapılan ”bilim insanlarına çağrı”lar bilim insanında ”Nasıl olsa benden daha nitelikli, zamanı olan ya da doğrudan rapor talep edilmiş bilim insanı vardır” düşüncesinin egemen olmasına neden olarak bilimsel raporların gecikmesine ve aceleye gelmesine, niteliksiz ve tek disiplinli olmasına neden olmaktadır. Öyle veya böyle bu kadar ÇED ve GSM Ruhsatına karşı verilecek mücadelenin bilimsel raporlarının yazılabilmesi için çevre gruplarının, ilgili bilim dal ve meslek örgütlerinin daha örgütlü, birbirleri ile eşgüdüm halinde (her örgütün kendi raporunu kendisinin hazırlaması yerine) ve görev dağılımı yaparak çalışmasını gerektirir. Bu çalışma, bazı alanlarda zaten az sayıdaki güvenilir, konusunda bilgili bilim insanı başına düşen talep edilen bilimsel rapor sayısını paylaşılmasını sağlayarak da azaltacak ve bir takvime bağlayarak oluşturulacak raporların gerek nitelik gerekse yetkinlik ve bilimselliğini arttıracaktır.

Bu zaten böyledir de bilimsel bilgiyi talep edecek çevre gruplarının bu işi nasıl becereceği muammadır. Yapılacak en iyi iş platform ya da meslek odası vb özelinde bu konuyla özel olarak (yukarıdaki anlamda bilimsel işlerin sekreterliğini yapacak ve genel kurulda veya platformun toplantılarında üyelere yazılı ve sözlü hesap ve bilgi verecek) bir  ya da bir kaç üyenin görevlendirilmesidir. Bu kişi veya kişiler örgütler ve platformların kendileri gibi olan  bilim sekreterleri ile eşgüdüm halinde görev ve konu paylaşırlar ve bilim insanları listesinden yukarıdaki ilkeler doğrultumunda karşılıklı yazışma oluşturdukları bir veya çoklu (multidisipliner) bilim raporlarını veya ÇED eleştirilerini derler ve raporu hazırlayanın raporun altına atılmış ıslak imzalı onayını aldıktan sonra mahkemeye verilmek üzere platformun veya örgütün hukuk sekreterine verirler. O da ulaşılabilir ortamlarda kamuoyu ve diğer çevre örgütleri, ve karar vericilerle paylaşır.

Kaynakça:

1.      Kampanya Yapmanı Temel İlkeleri. http://umurgursoyla.blogcu.com/kampanya-yapmanin-temel-ilkeleri/12683348  adresine 22 Haziran 2012 tarihli ziyaret. 2.Nükleer Santral Karşıtı Bilim İnsanları Bildirisi. http://www.emo.org.tr/ekler/8ec7fefbec9864f_ek.pdf?dergi=457adresine 21.06.2012 tarihli ziyaret. 3.      Çevre Sağlığı Meslekleri. http://umurgursoyla.blogcu.com/cevre-sagligi-meslekleri/4242560 adresine 21.06.2012 tarihli ziyaret. 4.      http://en.wikipedia.org/wiki/Peace_Action adresine 2007 yılındaki ve 23.06.2012 tarihindeki ziyaretler. 5.      http://www.turkhukuksitesi.com/makale_518.htm    21.06.2012 tarihli ziyaret.  

 

 

 

185
0
0
Yorum Yaz