06 11 2010

ÇİMENTO FABRİKALARINA KARŞI BETON GİBİ DİRENMEK GEREK

Dr. Umur Gürsoy[*]

 

Onlar sanıyorlar ki,

biz sussak, mesele kalmayacak.

Hâlbuki biz sussak, tarih susmayacak!

Tarih sussa, hakikat susmayacak…

Onlar sanıyorlar ki,

Bizden kurtulsalar, mesele kalmayacak.

Hâlbuki bizden kurtulsalar,

Vicdan azabından kurtulamayacaklar.

Vicdan azabından kurtulsalar,

Tarihin azabından kurtulamayacaklar.

Tarihin azabından kurtulsalar,

Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar.

Sezai KARAKOÇ

Doğrusu, Biraz ona, biraz buna ama en çok da beni içine almakta pek istekli olmayan üniversiteye ve ulusalcı ve yerli söylemlerimle neredeyse alay eden Yeşiller’e ve Doğu Akdeniz Çevrecilerine (DAÇE) kırılarak her türlü demokratik kitle örgütü çalışmasından vaz geçmiş ve köşeme çekilmiştim. Bu çekilmede sol kamuoyunun sayıca ölçütlerinden (Cumhuriyet okuru, CHP oyları vb)  bakımından iyice gerilediği; yoksulluğun ve onunla atbaşı giden kullanılma duygusunun hat safhada olmasının ve giderek daha da kurnaz, ama bir o kadar da aptallık yüzdesini yazarımızdan çok daha fazla bulduğum halkımızın da rolü vardı. 1989’da geldiğim ve Osmaniye Çevre Dostları Derneği’ni çabalarımla kurduğum Osmaniye’den 1999-2004 yıllırı arasında ayrılınca Derneği geride bıraktıklarım yürütememiş, gerekli halk desteğine bir türlü ulaşamamış ve bürokratik işlerden yılarak kapatmışlar ve aynı isimle bir yurttaş hareketine (platforma) çevirmişlerdi. 2007’de Hanım köyüm Osmaniye’ye döndüğümde ben de platformun ve ayrıca sürdürebildiğimiz temel iki dernek olan Atatürkçü Düşünce Derneği ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği içindeki çevre komisyonlarının üyesi olmuştum.

Yine de Kastabala Antik kenti kalıntıları üzerine ve Osmaniye’nin Kesmeburun Köyü’nün 250 metre yakınına bir Çimento fabrikasının yapılacağını öğrenmiştik. Öğretmen emeklisi Osmaniyeli çevreci arkadaşım Halil Çelikkıran, fabrikanın yapılacağı yere en yakın üç köydeki arkadaşlarına haber vermiş ve akşamları üç köyde bilgilendirme toplantısı yaparak mücadelenin köylü istemeden yapılamayacağını, uzun ve para isteyen bir süreç olduğunu anlatmıştık. Köylüler bizi iki ay içinde aramayınca da işin peşini bırakmıştık. Bu arada önce İngiliz sonra da İspanyollaşan yatırımcının taşaronu yerli şirket, halkı bilgilendirme toplantısını yaptı göstermiş ve ÇED olumlu belgesini almış ÇED Oluruna itiraz için 60 günlük süre dolmak üzere idi.

Ta ki 2008 yılının yağmurlu bir nisan akşamı yaklaşık on yıldır görmediğim ve iletişim bilgilerimi güncellemediğim Emekli Arkeoloji Profesörü Dr. Halet Çambel Osmaniye’ye gelerek beni dedektif gibi buluncaya ve “Kastabala’ya çimento fabrikası yapılıyor. bir şeyle yapmalıyız” deyinceye kadar.

Biri hariç

Halet Çambel’i okura tanıtmak için “AnaBritannica’nın Halet Çambel maddesine bakınız demek onu anlatamamaktır ve bu yazının amacı değildir, ama Çimento fabrikası girişiminin eski ANAP milletvekili taşaronu Mete Bülgün ve önce İngiliz sonra da İspanyol yatırımcıya ait Üniversal Çimento A.Ş, karşılarında 1916 doğumlu çimentosu sağlam beton gibi bir kadın ve etrafında hızla örgütlenen bizlere toslamıştı. Yakınta kaybettiğimiz Eski Tüfeklerden Ağahan Mimarlık ödülü sahibi Mimar ve şair Nail Çakırhan’ın eşi Halet Çambel, “O iyi insanlar güzel atlara binip çekip giderken” sayıları az da olsa gitmeyip kalanlardandı. Onu, 92 (bu yıl 93) yaşında olmasına rağmen karşımızda beton gibi dimdik görünce kendi pasifliğimizden utanarak derhal çalışmaya başladık. Kastabala’ya kurulmak istenen Çimento Fabrikasına karşı mücadelemiz, 20 Mayıs 2008 tarihinde kurulan Çimento Fabrikasına Karşı Osmaniye-Kastabala Platformu ile hız kazandı. Mücadelemizin uzun ince öyküsünü http://kastabala80.blogspot.com adresinden okuyabileceğiniz bloğumuzu yayın hayatına sokarak her ne yaptık ise başta toplantılarımıza katılamayanlar ve uzakta oturan hemşehrilerimiz olmak üzere tüm ülkeye ve dünya bildirdik. Bloğa belge ve bilimsel metinler ve basında çıkan haber ve köşe yazılarını, resimlerimiz vb koyduk.

Prof. Dr. Halet Çambel, Doğumu: 27 Ağustos 1916,

Başka çevre savaşımlarına örnek olması için yaptıklarımızın kısa tarihçesi şöyle:

Tüm siyasi partiler ile çevre koruma ve demokratik kitle örgütlerinin davet edildiği genişletilmiş bilgilendirme ve kuruluş toplantılarının üçüncüsünün yapıldığı 20 Mayıs 2008 tarihli toplantı sonunda Osmaniye’deki Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Osmaniye Şubesi, Hacı Bektaş Veli Derneği, Eğitim –İş Osmaniye Temsilciliği, Eğitim-Sen Osmaniye Temsilciliği, Osmaniye Çiftçiler Derneği, Anadolu Halk Bilimleri ve Kültürü Derneği, Osmaniye Çevre Dostları (ÇEVDOST) Platformu ve Doğu Akdeniz Bölgesindeki Adana, Htay, Mersin, Osmaniye ve K. Maraş illerindeki 20’yi aşkın çevre koruma dernek ve yurtaş girişimini bünyesinde bulunduran Doğu Akdeniz Çevrecileri (DAÇE) Platformu’nun üye olduğu ve Çimento Fabriasına Karşı Osmaniye Kastabala Platformu kuruldu. Durumdan haberlerinin olmadığı anlaşılınca hızla Adana Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu bilgilendirildi. Zira, Fabrikanın bakanlıktan olur alan ÇED raporunda tesisin yakın çevresinde arkeolojik miras yoktur diye yazıyordu. Bazen insanın (pardon çok uluslu şirketler ile onların yerli işbirlikçilerinin (Özel ÇED firmalarının vb) gözünü para ne kadar kör ediyor demek ki?

Yöremizde toplanan 45 sayfa uzunluğunda 650 kişinin imzalarından oluşan ıslak (kağıt üzerinde atılan) ve Kültür ve Turizm, Sağlık ve Çevre Ve Orman Bakanlıklarına bir toplu basın açıklaması ile yolladığımız imza kampanyasına ek olarak http://www.osmaniyearkeolojikmiras.com/imza_list.php adresinde halen sürmekte olan elektronik imza kampanyamızı açtık. Elektronik imza kampanyamızda 07 Ağustos tarihi itibarıyla halen 2324 imza var.

İzleyebildiğimiz kadarıyla direnişimize yazıları ile: Cengiz Bektaş, Bilgin Derin, Oktay Ekinci, Oktay Akbal; imzalarıyla: Yaşar Kemal, Arif Keskiner, Demirtaş Ceyhun, Rutkay Aziz, Tarık Akan, Zeki Ökten, Nur Sürer, Bülent Kayabaş, Menderes Samancılar, Çetin Öner, Taner Barlas, Ülkü Ayvaz, Sunar Kural, Aydın Boysan, Alaattin Aksoy gibi sanatçıların yanı sıra Prof. Dr Türkan Saylan, Dr. Muazzez İlmiye Çığ, Prof. Dr. Coşkun Özdemir, Prof. Dr. Aydın Aytuna, Prof. Dr. Güven Arsebük ve Prof. Dr. Türkel Minibaş; Siyaseten: CHP Merkez örgütü (CHP Adana Milletvekili Hulusi Güvel (Soru önergesi verdi), CHP PM üyeleri Berhan Şimşek, Faruk Demir ve Hatay milletvekili Gökhan Durgun ve CHP Osmaniye İl örgütü (Bölgede inceleme gezisi ve basın açıklaması yaptılar ve meclise taşıdılar) ve SHP, DSP, İP, EMEP İl Başkanlıkları; hukuken: Av.Yeşim Dağgeçen Ayaz, Av. Ömer Ayaz, Av.Senih Özay, Av.Şafak Ahmet Deniz, Av.İsmail Duygulu, Av.Ozan Yaprak (gönüllü avukatlığımızı ve hukuk danışmanlığımızı yaptılar);

ÇEKÜL Vakfı, TEMA Vakfı, Peyzaj Mimarları Odası, Arkeologlar Derneği, Doğayı Koruma Derneği, Türkiye Biyologlar Derneği, Doğa Derneği, Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği (ÇASOD), Sinema Sevenler Derneği (SSD), Sinema Oyuncuları Derneği (SODER), Nazım Hikmet Kültür Sanat Vakfı, Film Yönetmenleri Derneği (FİLM - YÖN), Mimarlar Odası Adana Şubesi, Çukurova Doğa Derneği, Osmaniye Baro Başkanlığı, İstanbul Osmaniyeliler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Kırmıtlı Belediye Başkanı Ali Murtaza Doğan, Kazmaca Köyü Muhtarlığı, Adana-Osmaniye Tabip Odası Osmaniye Temsilciliği, Osmaniye Eczacılar Odası, Kadirli Gazeteciler Derneği ve Kadirli 7 Mart Gazeteciler Derneği örgütsel desteklerini açıkladılar.

Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet, Evrensel Gazeteleri, Cihan Haber Ajansı, Milliyet SANAT, Aydınlık, Atlas ve Arkeoloji Sanat Dergileri, Ulusal Kanal ve Hayat TV, http://www.cebelibereket.net, http://bayan.us/,http://hurarsiv.hurriyet.com.tr, http://www.birgun.net, http://www.osmaniyeportal.com, http://www.haberler.com, http://www.osmaniyeliler.com, http://www.haberosmaniye.com yayınları ile; Serkan Taşdelen önderliğinde Doğa Derneği bisikletçileri Ankara-Osmaniye Kastabala Vadisi’ne Sadakat Bisiklet Eylemi ile bizlere destek verdiler.

Prof. Dr. Halet Çambel, Yrd. Doç. Füsun Tülek, Murat Akman  ve Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Figen Doran başta olmak üzere pek çok bilim insanı açıklamaları, röportajları ve yayınlarından yaptığımız alıntılarla bilimsel desteklerini esirgemediler.

Adana 2. İdare Mahkemesi’nde açtığımız ÇED Raporuna itiraz ve yürütmeyi durdurma istemli davada mahkemenin atadığı  bilirkişiye itirazımız, Türkiye’de bir ilk olarak kabul edilip bilirkişi sayısı itirazımız üzerine sayıca artınca 4500 TL olan bilirkişi ücretini ise Arif-Hasan Keskiner, Fehmi Kahraman, İntikam Babaoğlu, Doğa Derneği, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim üyeleri; Sabriye-Sinan Demirci, Umur Gürsoy, Fahri Ünal, Halil Çelikkıran, Münir Keskiner, Adının yazılmasını istemeyen bir teyze, Dr. Turgut Sır, Mehmet Kaya, Güner Dinçer, Halet Çambel, Murat Akman, Dr. İsmail Benli, Ali Murtaza Doğan, İrfan Erdem, Hilmi Çamurdan, Adnan Şahin Karamustafalıoğlu, Emine Sofuoğlu, Hasan Göktekin, Kürşat Ekim, Ali Erdoğdu, Fahri Küçük, Salih Seyhanlı, Mahmut İmadoğlu, Muharrem Erdoğdu, Şevket Geldi, Hakkı Şenyiğit, Namık Şenyiğit, Savaş Seyhanlı, Özdoğan Poyraz, İbrahim Karayiğit, Cilasun Karakurum ve Metin Önal’ın değerli yardımları ile toplayıp ödedik.

Türkiye Çimento Üreticileri (Mühtahsilleri) Birliği (http://www.tcma.org.tr) 2007 yılı verilerine göre halen ülkemizde toplam 51 çimento fabrikası bulunuyor. Bu fabrikalarda toplam 9683 kişi mühendis, teknisyen, düz işçi, memur vb olarak çalışıyor. Bu sayının 2680’i düz (kalifiye olmayan) işçi. Fabrika başına düşen 190 çalışanın sadece 53 adet düz işçi çalıştırmaktadır. Yani köylülere söylendiği gibi ne 200-800 kişiye iş alanı açılmaktadır ne de açılan 50 kişilik işlerde vasıfsız köylü işçiler değil teknik personel çalıştırılmaktadır; onlar da komşu köylerden değil başka kentlerden gelirler. Üretim fazlaları nedeniyle tek vardiya alışırlar ve Türkiye’den ziyade dış satım amaçlı kurulurlar. Türkiye Avrupa’nın 2., Dünya’nın 7. en büyük çimento üreticisidir. Çimento fabrikaları işletmecileri ve yatırımcıları savaşları ve İstanbul depremini ağızlarının suyunu akıtarak beklemektedirler.

Son yıllarda Türkiye çimento fabrikası cenneti olmak üzeredir. Ekmeğini taştan ve savaş ve deprem alanlarındaki yıkılmış kentlerin acılarından çıkaran yabancı sermayeli girişimlerdir çoğalmıştır. Kendi ülkelerinde çimento fabrikası kurmanın ve işletmenin önündeki 40 yıldır yürürlükteki hava kirliliği yönetmelikleri ile sağladıkları insan ve çevre sağlığı engelleri bizde 2014 yılında yürürlüğe girecektir. İnsan ve çevre sağlığını düşünen yönetimlerle yönetilmediği için ülkemiz bir kirli teknolojili yatırım cennetidir. İşte sizlere son birkaç yılda Türkiye’nin çeşitli yörelerine yapılmak istenen ve sayıları tam 16 adedi bulan Çimento fabrikalarının şehir, ilçe ve köy adları ve sayıları:

Şehir Adı                                İlçe                             Köy

1. Osmaniye                           Merkez                       Kesmeburun
2. Kahramanmaraş                 Pazarcı                        Narlı
3. Bursa                                  Yenişehir                    Burcun
4. Muğla                                 Fethiye                       Üzümlü
5. Balıkesir                             Bandırma                    Edincik
6. Balıkesir                             Gönen                        Babayaka
7. Mersin                                Merkez                      Esenli
8. Adapazarı                           İkizce
                        Osmaniye
9. Bilecik                                Merkez                       Taşçılar
10. Uşak                                 Merkez                       Güre
11. Kırklareli                          Vize                            Çakıllı
12. Kırklareli                          Vize                            Evrencik (yapımı sürüyor)
13. Muğla                               Yatağan                      Destin
14. Manisa                              Sancaklı                      Bozköy
15. Balıkesir                           Karacabey                  Şahinköy
16. Bitlis                                 Merkez                       Rahova (20.06.2008’de üretime geçti)

Her çimento fabrikası, her biri 10 yıl ömürlü en az üç dört taş ve bir iki kil ocağına ihtiyaç duyar. Bu taş ocaklarının ayrı bir Çevresel Etkisi demektir. Ekonomik ömrünü tamamlayan parçalar değiştirilerek yüz (100) yıl üretim yapabilirler.

Amaç dışı ekonomik sonuçlar (Toplumsal Maliyet)

Çimento fabrikalarının çimento işinden kazanılan ekonomik fayda dışında toplumsal fayda ve zarar dediğimiz amaç dışı faydaları va zararları vardır:

1.      Toplumsal Fayda:

a.      İnşaat aşamasında 200-300 kişi iş bulur,

b.     İnşaat süresinde bölgesel ekonomide canlılık,

c.      İşletme aşamasında çalışanların ev kiralama ve tüketimlerinden gelen bölge ekonomisine destek,

d.     Çimento üretiminden gelen vergi ve gelir stopajları vb.

2.      Toplumsal Zarar:

a.      (Kastabalaya özel) En az 5000 yıllık geçmişi olan ve Akdeniz Bölgesi’nin Efes Harabeleri olma kapasitesindeki Kutsal Hierapolis Kastabala Antik kentinin geri dönmemek üzere kaybedilmesi nedenli hesaplanamayan manevi ve turistik maddi kayıplar,

b.     Kırmıtlı Doğa Koruma Alanı ve Kuş Cennetindeki bozulma,

c.      Tesisin kapladığı toprağın (arazinin başka amaçla-tarım vb-) kullanılamamasından doğan) kaybının getirdiği maliyet,

d.     Yer altı suyunun tükenmesi ve kirlenmesi,

e.      Yük taşımacılığının getirdiği fosil yakıt emisyonları ve kazalardaki artış,

f.      Bölgede yetişen ürünlerin satış fiatlarında düşüş,

g.     Fabrikanın baca gazı ve toz emisyonları nedeniyle hava kirliliğinin getirdiği insan, hayvan ve bitki sağlığı zararları,

h.     Asit yağmurlarındaki artışın getirdiği tarımsal kayıplar,

i.       Orman ve diğer ekosistemin uğradığı zararın ölçülemez maliyeti,

j.       Tarımsal Arazi ve gayri menkul fiatlarında düşüş,

k.     Küresel ısınmaya katkı.

 

“Ne her yasal hak, helâldir; ne de her haram yasayla önlenebilir.”                                                                                                                            Alev Alatlı

Bunlara 21 Kasım 2007 tarihli “Nükleer Güç Santrallarının Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun” içindeki teşvikler ve AB ülkelerindeki engeller nedeniyle ülkemize yapılmak istenen neredeyse hepsi de kömürlü 47 adet termik santral başvurusunu da ilave ediniz. Öbür dünyadaki cennetin önemi giderek daha artmaktadır; zira yaşayanlara bu ülke çok uluslu şirketler ve onların yerli işbirlikçileri ve aymaz yöneticilerimiz eli ile cehenneme çevrilmek üzeredir.

6 Haziran 2008 tarihli 26898 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Hava Kalitesini Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliği ile Türkiye, Avrupai anlamda insan ve çevre sağlığını koruyacak düzenlemelere sahip olmuştur. Türkiye’nin hava kirliliğini 2008-20014 yılları arasındaki geçiş dönemi için PM ve SO2 kirliliğinin önce Dünya Sağlık Örgütü’nün izin verdiği değerlere (Yıllık ortalamada 60 mikrogram/metreküpte) daha sonra da  01.01.2014 yılına kadar aşama aşama yıllık ortalamada metreküpte 20 mikrogram olacak şekilde Avrupa ölçeğine kadar iyileştirecek ve Türkiye’nin dış ortam hava kirliliğini 250 000 kişilik ve birkaç kilometrekarelik coğrafi hücreler (bölge ve alt bölge) temelli izleyecek değerlendirecek bu mevzuatı çevrecilerin, çevre davalarına bakan hukukçuların ve bilirkişi kurumlarının  iyi bilmesi ve uygulaması gerekmektedir. Böylece usul yönünden bile olsa hava kirliliği değerleri bilinmeyen bir bölge veya alt bölgeye hava kirletici yatırım yapılamayacak; hava kirliliği yolu ile işlenen haramın, yasayla helâlmiş gibi yorumlanmasının da artık önüne geçilebilecektir. Ne hüzünlüdür ki bunu başartan Hristiyan ahlâklı Avrupa Birliği’ne uyum çabalarıdır.

 

 



[*] Bu yazıya şair Sezai Karakoç’tan başka Necip Fazıl Kısakürek, Aziz Nesin, Yaşar Kemal, Alev Alatlı sızmıştır.

401
0
0
Yorum Yaz